
Işıklar alçalmaya başladığında salonda yalnızca mum ışıkları kaldı. Gangnam’da bir “high-end” düğün salonu olarak hatırlanan o mekânda, bu kez koltukların yerini yumuşak minderler aldı ve salonun her yanına bu minderler serildi. İnsanlar ayakkabılarını çıkarıp yerlerini ya oturarak seçti ya da uzanıp yerleşti. Program, tam da izleyicinin önce bedenindeki gerginliği bırakıp kendini o duruma aldığı pozisyondan başladı.
Oturmadan uzanarak izlenen gösteri
Raum Art Center’ın 4. kattaki “Chamber Hall” salonunda düzenlenen Raum Wellness Party, açılış anısına birer gün arayla iki gün boyunca sürdürülen bir programdı. Serinin adı “THE LIGHT SOCIETY - Neuro Arts Medi-Therapy: Wellness Series” olarak belirlendi; ilk bölümün başlığı ise “Par par içimdeki ışığı bulmak” oldu. Beyin bilimleri ve meditasyona dayanan; psikolojik danışmanlık ile sanat terapisi ve sound terapinin tek bir bütün halinde örüldüğü “Neuro Arts Medi-Therapy”yi Raum’da ilk kez izleyicilerle buluşturan etkinlik buydu.
Sahne ile izleyici alanı arasındaki ayrımın bulanık kurgusu, bu programın karakterini olduğu gibi anlatıyordu. Etkinliğe “izlemeye gelen” kişileri izleyici olarak değil, katılımcı olarak görme niyeti burada netleşiyordu. Etkinliği düzenleyen Raum Art Center’ın direktörü Kim Ja-hye, “Ben kimim?” sorusundan yola çıkarak bedeni ve beyni, anıları ve duyguları birlikte incelemeye dönük bir zaman tasarladıklarını söyledi.

Önce bedeni uyandırıyor, ardından kalple
Kapıları aralayan ise Olivia’nın “Barre”si oldu. Kore ile Bali, Bangkok ve Singapur arasında gidip gelen; küresel wellness direktörü olarak çalışan sanatçı, fazla büyük hareketler yapmadan, donmuş gibi duran bölgeleri birer birer harekete geçiren hareketlerle katılımcıları yönlendirdi. Kim Ja-hye direktörü piyano eşliğini bizzat üstlenerek nefesin ritmini yakalattı; müziğin akışına bedeni teslim ettikçe omuzlar ve sırt doğal biçimde gevşedi.

Salonu dolduran singing bowl
Barre ile gevşemiş bir haldeyken, singing bowl meditasyon uzmanı Choi Sun-hee ve Kim Ja-hye direktörünün birlikte ürettiği sesler Chamber Hall’un tamamını sardı. Choi Sun-hee, “Todak todak” tarzı bir iyileştirme sanatı merkezinde singing bowl meditasyon lideri olarak görev yapıyor ve Eulji Üniversitesi’nde wellness meditasyon üst düzey eğitimlerinde eğitmenlik de üstleniyor. Ayrıca Kore Singing Bowl Derneği’nin onaylı singing bowl meditasyon rehberi olma yeterliliğine sahip. Kim Ja-hye direktörü ile Choi Sun-hee rehberinin iş birliğiyle, uyumlu singing bowl titreşimleri mekânın her köşesine yayıldı. El yapımı olmasından kaynaklı olarak notaları tam tutturmanın zorluğuna rağmen yedi notalı diziye doğru biçimde oturan brass singing bowl’un tok sesi, titreşimin yalnızca bir titreşim değil, aynı zamanda müziğin de bir parçası olabildiğini gösterdi.
Yüksek tavanlardan yayılıp yayılan titreşim, bir ses olmaktan çok havanın yoğunluğuna benziyordu. Sesin bedine değdiğini hissettiğiniz o duyumu, gözleri kapatıp takip edince, gün boyu zihninizde tutup hızlandırdığınız düşüncelerin temposu kendiliğinden yavaşlıyordu. Sound meditasyonu ilk kez deneyen katılımcılar ise, içeriye derinlemesine işleyen singing bowl titreşimlerinin fazlasıyla etkileyici olduğunu söyledi.


Ardından sahne, gitarist Jang Ha-eun’un icrasıyla devam etti. Kore Sanat ve Spor Üniversitesi’nde klasik gitar bölümünden mezun olan sanatçı; Carnegie Hall sahnesi ve JTBC’nin “Superband 2” programında yer alan bir icracı. Işığı sönmüş, yalnızca hafif mumların kaldığı karanlık salonda dinlenen “Eurydice” rüyamsı gibiydi. Uzanmış halde dinlenen gitar sesi sadece kulaktan değil, sırt ve göğüs kafesine de birlikte yerleşti.
Kim Ja-hye direktörünün 12 yıla yayılan itirafı
O gün akıllarda en uzun süre kalan şey, Kim Ja-hye direktörünün anlattıkları oldu. ABD Kongresi ve BM Genel Kurulu başkanlık kürsüsü ile Carnegie Hall arasında mekik dokurken sanat yoluyla barış ve şifa mesajlarını ileten bir sanatçı olarak çalıştığını; ayrıca bir kültür vakfının da temsilcisi sıfatıyla görev yaptığını belirtti. Dünyaya hizmet etmenin gururunu yaşadığı, kendini adeta öğütüp tükettiği bir dönemdeyse, kendisinin aslında tükenmişlik (burnout) yüzünden yıkıldığını fark etmediğini anlattı.
Dönüm noktası, hayranlık duyduğu büyüklerden geldi. Altmışlı yaşlarını çoktan geçmiş büyük birinin ve onun arkadaşlarının, uzun süredir bağlı kaldığı bir vaiz ile vaizin de gönül hastalığı yaşadığını fark etmesinin ardından; edindiği huzuru tersinden izleyip herkes için bir “zihin çözümü” bulmaya karar verdiğini söyledi. “Neuro Arts Medi-Therapy” adıyla bu dünyaya çıkana kadar 12 yıl gerekti” dedi.


Programın ortasında sürpriz bir sahne daha vardı: Kim Ja-hye direktörünün annesiyle birlikte yaptığı keman düetinin ardından etkinliğe devam edildi. Annesinin isteğiyle piyanoyla ömür geçirmeye çalışsa da kendisinin mutlu olmadığını anlatan anne; gönlü yıkıldığı yerden yeniden ayağa kalkış öyküsünün sonunda, annesiyle yan yana nefes uyumu yakaladıkları an, her türlü açıklamadan daha net şekilde bu programın hangi yöne baktığını gösterdi.

Düğün salonundan Gangnam’ın wellness merkezi olması
Raum Art Center bugüne kadar high-end düğün salonu olarak bilinen bir mekân. Bu alanın şilteler, mumlar ve Neuro Arts Medi-Therapy ile dolduğu görüntü, ülke içindeki wellness mekânlarının kullanım alanının nereye kadar genişleyebileceğini de gözler önüne seriyor. İyi akustiğe ve yüksek tavan yüksekliğine sahip bir konser salonunun sound meditasyon için ne kadar uygun bir mekân olduğunun da bu etkinlikte teyidi yapıldı.
Program, 19 ve 20 Ağustos akşamı saat 19.00’da Raum Art Center’ın 4. kattaki Chamber Hall salonunda devam edecek. Katılım yöntemi ve iletişim bilgileri, Raum Art Center ile etkinliği düzenleyen tarafın resmi kanallarından öğrenilebilir.
