
Sonbahar derinleştiğinde ağaç, yapraklarını tutmak için direnmez. Yıl boyunca güneş ışığını toplayan yaprakları kendi ağırlıklarıyla yere bırakır, hafiflemiş dallarıyla kışı karşılar. İnsan bedeni ise bunu ağaç kadar kolay yapamaz. Yıl sonu yaklaştıkça omuzlar yavaş yavaş yükselir, sırt sertleşir; bir yıl boyunca taşınan yükler omurga boyunca katman katman birikir. Zihnin önce yorulduğunu sanırız, ancak geriye dönüp baktığımızda çoğu zaman bedenin çok daha önce sinyal vermeye başladığını fark ederiz.
Gyeonggi eyaletinin Yangpyeong kentindeki Pum Zihin-Beden Bütünsel Şifa Merkezi’nde düzenlenen somatik dışavurumcu sanat terapisi grup programı “Bedenin Bahçesi: Mevsimin Bedeni”, tam da bu noktadan yola çıkıyor. Sonbahardan kışa geçişi, dört cumartesi boyunca mevsimlerin akışını bedenin diliyle deneyimleme yolculuğu olarak ele alıyor. 12 Eylül’deki ilk oturum “Hasat”ın ardından program, 10 Ekim’de ikinci oturum “Yaprak Dökümü” ile devam ediyor.
Somatik dışavurumcu sanat terapisi: Zihinden önce bedenin konuştuğu zaman
Somatik sözcüğü, beden anlamına gelen Yunanca soma kelimesinden geliyor. Aynadaki dış görünüşten ziyade içeride hissedilen bedensel duyumlara odaklanması bakımından klasik egzersiz veya esneme çalışmalarından ayrılıyor. Somatik dışavurumcu sanat terapisi, bu içsel duyumlarda kalarak duyuları uyandıran araçlar ve ifade çalışmaları aracılığıyla bedenin içinde taşıdığı hikâyeleri dışa vurma sürecidir.
“Bedenin Bahçesi” programını somatik psikoterapist ve dışavurumcu sanat terapisti Won Jeong-eon yönetiyor. Dört oturumun her biri farklı bir beden bölgesini, aracı ve soruyu merkeze alıyor. Eylül ayındaki “Hasat” oturumunda eller, kollar ve gövdenin ön kısmı ele alınırken doğal malzemeler kullanıldı; ekim ayındaki “Yaprak Dökümü”nde ise omuzlar, sırt ve omurga aromatik yağlarla birlikte çalışılacak. Kasım ayındaki “Kırağı ve Kökler” oturumunda leğen kemiği, bacaklar ve ayakların yere basma duygusu şarkı kâseleriyle; aralık ayındaki “Tohumlar ve Kış Uykusu” oturumunda ise tüm bedenin bütünlüğü ve merkez duygusu tarot kartlarıyla ele alınacak. Organizatörler, derin gevşeme ve boşaltma çalışmalarına geçmeden önce bedenin güvenle yaslanabileceği iç ve dış kaynakları belirlemenin temel çalışma ilkeleri olduğunu açıkladı.
Eylül ayındaki “Hasat” oturumu: Katılımcıların keşfettiği beden hikâyeleri
İlk oturumun sorusu “Neyi büyüttüm?” oldu. Organizatörlerin paylaştığı katılımcı değerlendirmeleri, herkesin yaptığı küçük keşifleri ortaya koyuyor. “Çakıl” adlı katılımcı, ellerinin ve kollarının hareketleriyle yüzleşirken hayatında itme, uzanma ve kendine çekme eylemlerini iyi yapamadığını fark ettiğini; biriktirdiği enerjiyi serbest bırakırken ferahlık ve özgürleşme hissettiğini aktardı. “Yavaş” adlı katılımcı, dikenli kestane kabuğunun yanında kalarak görünenin her şey olmadığını hissettiğini, bedenine karşı aynı anda hem mahcubiyet hem de minnettarlık duyduğunu söyledi. “Parıltı” adlı katılımcı, kendini tamamen bırakarak dans edip enerjisini boşalttıktan sonra bedenini yere teslim etme deneyiminin büyük mutluluk verdiğini anlattı. Hayatında bir geçiş döneminden geçen “Kadife Çiçeği” ise cesurca bu buluşmayı seçmesinin doğru bir karar olduğunu; o gün yaşanan her şeyin bundan sonraki hayatının yönünü bulmasında ilham verdiğini belirtti.
Bu değerlendirmeleri okurken en uzun süre aklımda kalan, “Neşe” adlı katılımcının tek cümlesi oldu: Sadece oyun oynamanın ve bunun da sorun olmamasının mümkün olduğunu hayatına taşımak istediğini itiraf etti. Bedenimizin ne kadar gergin olduğunu fark etmek ve kendimize kısa bir süre oyun oynamak için izin vermek. Belki de meditasyonun bize öğrettiği şey, bu iki noktada birleşiyor.
Ekim ayındaki “Yaprak Dökümü” oturumu: Dağılan kokularla bırakmayı öğrenmek
Omuzlarda, sırtta ve omurgada biriken bir yılın yükü
İkinci oturumun sorusu “Neyi bırakabilirim?” olacak. Elimizi uzatıp topladığımız mevsimi geride bırakırken şimdi bedenimize, omuzlarımızda uzun süredir taşıdığımız şeyin ne olduğunu ve onu nasıl bırakabileceğimizi soracağız. Bir şeye sıkı sıkıya tutunmaya çalıştığımızda ilk sertleşen yerin omuzlar olması, günün sonunda aynanın karşısına geçen herkesin tahmin edebileceği bir gerçek.
Selvi ve sedir ağacı: Bedenin doğrudan seçtiği sonbahar kokusu
Ekim ayının ana aracı mevsimsel aromalar olacak. Yaprakların ve toprağın derin kokusunu andıran selvi ve sedir ağacı yağları hazırlanacak. Organizatörler, gözleri kapatıp kokuyu sakince içine çeken kişinin, bedeninin o anda en çok bırakmak istediği şeyle rezonansa giren kokuyu yine bedeninin seçmesine izin verdiğini belirtiyor.
Koku aracının bu oturuma özellikle uygun olmasının bir nedeni var. Koku, ne kadar tutmaya çalışsanız da parmakların arasından titreşerek geçer ve kısa süre içinde boşluğa dağılır. Tutulamayarak yok olan bir şeyi izlemek, kendi başına bırakma pratiğine dönüşür. Zorla bir şeyden vazgeçmeye çalışmadan, yalnızca nefesi kokunun akışına bırakmanın yeterli olduğu mesajını bu oturum veriyor. Katılımcılara mevsimsel aroma harmanlama yağı, ilham verecek şiirlerden oluşan bir seçki, düşünme kartları ve keseden oluşan bir şifa kiti sunulacak; çay ve atıştırmalıklar da hazır bulundurulacak.
Zorla bırakmak zorunda olmadığınızı hatırlatan bir davet
Organizatörler, yılı geride bırakmak istediği halde zihni karmaşık olduğu için toparlanamayanlara, beden ve zihindeki gerginliği bırakmak isteyenlere, bırakılması gerekenlerle yeniden doldurulacak şeyleri bedenleri aracılığıyla deneyimlemek isteyenlere bu oturumu öneriyor. Grup en fazla 8 kişiden oluşacak. Amaç, herkesin kendi hızına saygı duyulan yoğun ve nitelikli bir alan yaratmak. Ekim ayının ardından 14 Kasım’da “Kırağı ve Kökler”, 12 Aralık’ta ise “Tohumlar ve Kış Uykusu” oturumları sırayla gerçekleştirilecek. Böylece bırakılanların yerinde nelerin korunacağını ve nelerin ekileceğini bedenle birlikte sorma yolculuğu devam edecek.
Ağacın yapraklarını bırakması bir vazgeçiş değil, bir sonraki mevsime hazırlıktır. Bu oturumun “Bırakmadan yeniden dolduramazsın” mesajı da aynı şeyi anlatıyor. Bu yıl bir şeyi kalbinizin bir köşesinde sıkı sıkıya tutarak buraya kadar geldiyseniz, bu sonbaharda en azından omuzlarınızı biraz hafifletebilirsiniz. Bugün omuzlarınız neyi tutuyordu?
Tanıtıma ihtiyaç duyan meditasyon uzmanlarının yazılarını bekliyoruz.
Makale başvuruları: fare3041@naver.com
