Meditasyon, kişisel bir uğraş olmanın ötesine geçerek kamu kurumlarına giriyor. Japonya’da çocuk ıslah evleri ve cezaevlerindeki ıslah eğitiminde yoga ve meditasyon temelli mindfulness uygulamaları yaygınlaşıyor; Tayland’da ise bir devlet üniversitesiyle bir Budist üniversitesi, farkındalığı nörobilim çerçevesinde araştırmak üzere güçlerini birleştirdi. Biri insanları yeniden topluma kazandırmaya çalışan sahada, diğeri meditasyonu bilimin diliyle ifade eden araştırma alanında faaliyet gösteriyor.

Çocuk ıslah evinin akşam programında haberlerin ardından mindfulness var

Japonya Adalet Bakanlığının yayımladığı Okinawa Çocuk Islah Evi bilgilendirme materyalinde günlük program saat sırasına göre listeleniyor. Akşam yemeğini günlük tutma, bireysel çalışma ve okuma, ardından haberleri izleme takip ediyor; sonraki sırada mindfulness yer alıyor. Ardından serbest zaman ve uyku geliyor. Günün sonuna doğru, kısa bir süre oturup zihni sakinleştirmek günlük programın bir parçası olarak belirlenmiş.
Aynı materyalin yaşam rehberliği bölümünde de mindfulness yer alıyor. Şiddetin önlenmesi, aile ilişkileri, kendini ifade etme eğitimi (assertiveness), sosyal beceri eğitimi (SST) ve kişinin kendini tanımasına yönelik etkinliklerle yan yana sıralanmış. Bu da meditasyonun özel bir etkinlik olarak değil, yaşamı yeniden kurmayı amaçlayan eğitimin bir parçası olarak ele alındığı anlamına geliyor.
Hapis ve ağır hapis tek ceza türünde birleşti: Cezaevleri cezalandırmadan rehabilitasyona yöneliyor
Bu eğilim yalnızca çocuk ıslah evleriyle sınırlı değil. Japon basını 16 Ekim’de, zihni sakinleştiren mindfulness uygulamalarının çocuk ıslah evleri ve cezaevlerindeki ıslah eğitimine dahil edilmesinin yaygınlaştığını ve yeniden suç işlemenin önlenmesinde etkili olmasının beklendiğini bildirdi. Daha önce, 1 Ekim tarihli haberde Aichi eyaletinin Okazaki kentinde mahkûmlara mindfulness öğreten Kyoto Bukkyo Üniversitesi doçenti Takuro Tanimoto’ya yer verilmişti.
Bu gelişmenin arka planında ceza sistemindeki değişiklik var. Japonya, 1 Haziran 2025’te değiştirilmiş Ceza Kanunu’nu yürürlüğe koyarak hapis ve ağır hapis cezalarını tek bir “gözaltı cezası” (拘禁刑) altında birleştirdi. Değiştirilen maddeler, hükümlülerin iyileşmesi ve rehabilitasyonu için gerekli çalışmaların veya rehberlik faaliyetlerinin uygulanabileceğini belirtiyor. Eskiden hapis cezası, belirlenmiş işleri yaptırmayı öngörürken şimdi ağırlık, her kişinin ihtiyacına göre rehberlik programı seçmeye kaydı. Böylece zihinsel ve duygusal süreçleri ele alan eğitimin önünde daha geniş bir alan açıldı.
Araştırmacılar ise temkinli: Suça sürüklenen gençlere özel program henüz yok
Sahadaki gelişmeleri izleyen araştırmacıların yaklaşımı ihtiyatlı. Doçent Tanimoto’nun yürütücülüğünü yaptığı Japonya Bilimi Teşvik Derneğinin bilimsel araştırma fonu projesi (2022–2026), Japonya’da yeniden suç işleme oranını düşürmek amacıyla çocuk ıslah evleri gibi kurumlarda mindfulness’ın önerildiğini, ancak uygulamada kullanılan programların çoğunun genel gençler ve yetişkinler için hazırlandığını belirtiyor. Suça sürüklenen gençlere özel, uzmanlaşmış bir program henüz oluşturulmuş değil.
Proje özeti bir uyarıyı da içeriyor. Yalnızca kişinin kendini kabul etme duygusunu vurgulayıp başkalarına yönelik özeni geri plana atmanın, depresyon ve saldırganlık gibi sorunları hafifletmek yerine artırabileceğine dikkat çekiliyor. 2024 yılı raporunda, çocuk ıslah evlerinin güvenlik ilkelerine bağlı kalarak programın nasıl yürütüleceğinin araştırıldığı belirtilmiş; çocuk ıslah evleri ve ıslah kurumlarında etkililiğin doğrulanması ise 2025 yılı planına alınmıştı.
Yeniden suç işlemenin azaltılacağına dair beklentilerin yüksek olması, etkinin kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Japonya örneği, meditasyonu kurumlara dahil etmenin ve bu meditasyonun kimlere, hangi yöntemle uygun olduğunu doğrulamanın ayrı ayrı ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Tayland’da bir devlet üniversitesiyle Budist üniversitesi, farkındalığı nörobilim çerçevesinde araştıracak
Tayland’da harekete geçen taraf üniversiteler oldu. Devlet üniversitesi Kasetsart Üniversitesi ile Mahamakut Budist Üniversitesi, 19 Ekim’de yaşam boyu esenlik için farkındalık, meditasyon ve nörobilim alanlarında akademik iş birliği mutabakat zaptı (MOU) imzaladı. Kasetsart Üniversitesi Uluslararası Koleji, haberi 20 Ekim’de resmî internet sitesinde yayımladı.
Protokolü Mahamakut Budist Üniversitesi Rektörü Doçent Phra Brahma Vajiramedhapon ile Kasetsart Üniversitesi Rektörü Yardımcı Doçent Kongsak Thiengtham imzaladı. Mahamakut Budist Üniversitesi Konseyi Başkan Yardımcısı Somdet Phra Mahaweerawong törene başkanlık etti ve tanık olarak katıldı. Resmî fotoğraflarda imza töreni, altın renkli süslemelerle çevrili bir tapınak salonunda görülüyor. Keşişlerle profesörlerin yan yana oturduğu görüntü, iş birliğinin niteliğini olduğu gibi yansıtıyor.
Budist uygulama geleneğini sürdüren bir üniversiteyle bilim araştırmaları yürüten bir devlet üniversitesinin aynı masaya oturması dikkat çekiyor. Ancak ortak araştırma konuları, eğitim programları veya takvim gibi somut planlar henüz açıklanmadı. Protokolün gerçek araştırmalara ve programlara dönüşüp dönüşmeyeceği izlenmeli.

Kore meditasyon çevrelerinin önündeki soru: Meditasyon nerede kayıt altına alınıyor?
İki ülkeden gelen haberlerin niteliği farklı olsa da işaret ettikleri yön aynı. Meditasyon, tapınakların ve inziva merkezlerinin dışına çıkarak ıslah kurumlarının günlük programlarında ve üniversitelerin iş birliği protokollerinde yer alıyor. Japonya’daki ıslah kurumlarında yalnızca oturarak yapılan meditasyonun değil, yoga gibi bedeni harekete geçiren uygulamaların da kullanılması ayrıca dikkate değer. Hareketsiz oturmakta zorlananlar için bedeni hareket ettirmek, meditasyona açılan bir kapı olabilir.
Bu gelişmeler Kore meditasyon çevrelerinin önüne de sorular koyuyor. Okullarda, hastanelerde, ıslah ve sosyal hizmet alanlarında meditasyonun nasıl bir yeri olduğu; bu yerin kimler tarafından ve hangi ölçütlerle oluşturulup değerlendirildiği sorgulanmalı. Japon araştırmacıların genel kullanıma yönelik programları olduğu gibi aktarmaya karşı uyardığı gibi, meditasyonun kurumlarda güven kazanması için hedef gruplara uygun programların ve düzenli etki değerlendirmelerinin birlikte yürütülmesi gerekiyor. Bu kayıtlar biriktikçe K-meditasyonu da Kore’nin uygulama geleneğini dünyaya ikna edici biçimde tanıtabilir.
Haber iletişim: fare3041@naver.com
